tango   hakkında yazdığım makale ve yazılar
sıkça yazmaya  çalıştığım günün içinden durumlar düşünceler hobi olarak   başlayıp profesyonel olma yolunda ilerlediğim çalışmalradan örnekler
biryerlerde görüp gözüme takılanlar
serra giriş ile mülakatım

irfan yüksel - serra giriş mülakatı irfan yüksel

fotoğraf: sefa çeliksap

kimsenin hayal edemeyeceği kadar kolay bir dans: tango

“tango, onunla dans edilen hüzünlü bir düşüncedir.”

“tango hayat kokar ama ölümün lezzetini taşır.”

“tango dansın doruk noktasıdır. ”

bunlar tango ile ilgili söylenmiş, ona atfedilmiş binlerce sözden sadece birkaçı… kimilerine göre tutku ve aşkın dansı… bu şekilde bir kalıba bağlamak daha kolay geliyordur belki .



dansla birlikte gelişen müzik tarzı da aynı adla anılıyor. tangonun çıkış noktasına baktığımızda güney amerika’ya arjantin’ e uzanıyoruz. 19. yüzyılın sonunda buenos aires, avrupa ve afrika'dan gelen, birçoğu bu yeni ülkede kendini yalnız hisseden göçmenler ve sürgünlerle dolar. göçmenler geçici arkadaşlıklarda ve kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacak herhangi bir eğlencede avuntu bulurlar.kendilerini bu ülkede yabancı gibi hissederler ve hiçbir yere ait olmama duygusundan kurtulmaya çalışırlar. bu koşullar altında, bu baskı altındaki kültür, yeni bir müziğin doğmasına yol açmıştır. ülkedeki sosyal baskılar nedeniyle duygularını ifade etmekten kaçınmışlar, bunun yerine kendilerini tangoyla özetlemişlerdir…tango deyince belki de en çok duyulan cümle şudur: “bugün her ne kadar ışıltılı dans salonlarında yapılsa da, tango buenos aires'in kenar mahallelerinde ortaya çıkmıştır.” arjantin’in bu halk dansı bugün çeşitlenerek tüm dünyada yapılıyor.

tangonun türkiye sınırlarına geliş tarihi çok eskilere dayanmıyor.1970’lerin sonlarında gencecik cumhuriyette cemiyet hayatını kaynaştırmak misyonuyla taş plaklarla başlıyor tangonun ülkemizdeki serüveni.1928’de necip celal andel’in bestesi “mazi” ile artık türk besteciler de harekete geçmiş olur.andel’den sonra fehmi ege, necdet koyutürk, mustafa şükrü, kadri cerrahoglu gibi önemli besteciler ve müzisyenler tangoya damgalarını vurdular. tango şarkıcılarında ise celal ince, şecaattin tanyerli, ibrahim özgür, bisen alsan, mefharet atalay, birsen hanim, afife hanim, saime şengül, nezahat onaner ve zehra eren önemli isimlerdi.

tangonun bugünkü durumunu ise türkiye’nin 7 gün boyunca tango yapılan ilk ve tek tango kulübünün kurucusu 11 yıllık dansçı ve eğitmen irfan yüksel ile konuştuk.

irfan bey öncelikli olarak kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

35 yaşındayım.18 sene evvel makine mühendisliği eğitimi almak üzere istanbul’a geldim fakat çok istediğim bir alan olmasına rağmen okulumu yaklaşık 10 ders kala bıraktım. para kazanmakla ilgili farklı alanlarda serbest çalışmalar yaptım. 9 yıl kadar bir kurumda satış eğitmenliği görevinde bulundum. ardından sabah 9 akşam 8 mesaisinin bana uygun olmadığına karar verip herhangi bir gelecek planı yapmaksızın o işimi de bıraktım. bu dönem içerisinde hobi olarak tango yapan birisiydim ki şu an itibariyle tangoya dansçı olarak başlayalı 11 yıl oldu. işimden ayrıldıktan 1 yıl sonra tango ile ilgili kişisel gelişim bazında kendime yatırım yaptım. ardından istememle ve hoş tesadüflerin yan yana gelmesiyle tango ile ilgili profesyonel eğitmenlik hayatıma adım attım. ondan sonra benim için tango ile ilgili ilginç bir macera başladı. özellikle “tangojean”  projesi benim için hayatımın en enteresan projesidir.türkiye’deki tek örnektir; tango yapılabilen gündüz ve akşam açık olabilen tek mekândır. dünyada buenos aires’i ayrı tutarsanız böyle 8-9 tane örnek var. bu anlamda da kendisini özel kılan bir projedir tangojean . özellikle farklılığı biraz da şuradan kaynaklanıyor: türkiye’de tango inanılmaz yaygın değil tabii ki yapan kişi sayısı hiç az değil ama bu bir ticari işletme olarak 7 gün oranın dolup taşmasını sağlayacak bir kalabalık da değil. örnek vermek gerekirse nevizâde’ye gittiğiniz zaman her akşam orayı dolu görürsünüz çünkü birçok insan için gidilebilir bir yerdir ama bir tango kulüp bir çok insan için gidilebilir bir yer değildir. burayı ilk açtığım zamanda bu konuda çok fazla eleştiri aldım, bu iş tutmaz yürümez diye haklılardı çünkü gerçekten ticari açıdan orayı çevirecek bir kalabalık yoktu; aslında hâlâ olduğu da söylenemez.yaklaşık 5 yıl oldu bu kulübü açalı ve bu 5 yıl süresi içerisinde tangojean’in içinde bir eğitim bölümü de açıldı. sadece tango kulüp değil, bir eğlence alanı değil aynı zamanda bir eğitim kurumu tangojean. kendi bünyesi içerisinde bugüne kadar yetiştirdiği 3500’ün üzerinde katılımcısıyla aynı zamanda tangojean kulüp içinde ciddi bir katılımcı potansiyeli yarattı bunun dışında da yaptığımız işlerin nitelikli olmasının bir sonucu da  sadece türkiye’den değil dünyanın farklı ülkelerinden de  ziyaretçi alıyor tangojean kulüp.hem kendi kaynaklarıyla büyüyor hem de dışardan tangoya ilgi duyan insanlar tarafından desteklenen bir yer.

türkiye’deki tango yapma oranı dünyaya göre hangi seviyede? bu konuda daha çok mu genciz?

tango yapılan bölgeler zaten belirli. avrupa’da tango yaygın, amerika birleşik devletlerinde yaygın,güney amerika’da da arjantin ve uruguay’da yaygın. bir miktar şili’de yapıldığını duyuyorum ama böyle lokal yerler. bir de japonya çok etkin tangonun yapıldığı bölgelerden birisi.bu bölgelerin tamamını bir yere koyarsak ve buenos aires kendisini ayırın bir de uruguay’ın başkentini ayırın, onun dışında türkiye dünyadaki diğer her yerle aynı. yıllar önce birleşmiş milletlerde çalışan aynı zamanda bir fotoğrafçı olan  bir tango eğitmeniyle bir sohbetimizde bana şu cümleyi kurmuştu : “biz tango komitesi olarak komünistlere benziyoruz. her şey çok ideal. herkes konuşurken bunu beğeniyor iyi buluyor ama bir türlü çok büyüyemiyoruz .” herhâlde çok uzun yıllar bu böyle devam edecek çünkü kendi dengelerini bulmuş bir dans. hani devasa kitlesel bir dans olmayacağını biliyoruz uygulama anlamında, beğeni anlamında kitlesel hani herkes beğenir tangoyu, herkes izler ama yapan kişiler anlamında büyük kitlelerin içinde olduğu bir dans olmayacak ve hatta bununla ilgili en somut örnekte şudur: yanılmıyorsam iki yıl önceydi tango passion’un bir türkiye turnesinde gösterilerini izleme fırsatı buldum .salon 5 bin kişilik bir salondu ve 4 gösterinin 4’ünü de kapalı gişe oynadılar.bu demektir ki 20 bin kişi izledi ama bu gösterilerden sonra tango kurslarına gelip başlayan insanlar o 20 bin kişinin %10 unu bile bulmadı. bu sadece benim gözlemim değil, diğer eğitmen arkadaşlarımızla yaptığımız bir değerlendirme. çünkü izlemek evet ama yapma noktasında farklı sebeplerden dolayı insanlar biraz uzak duruyor. başlık olarak şunu söyleyebilirim bu gösteriler insanları korkutuyor ve ürkütüyor buradan da şuna transfer edebiliriz bu başlığı aşkın ve tutkunun dansı klişesi tango için çok yetersiz ve hatta yanlış denebilecek bir klişedir.bunun ortaya çıkardığı arızalardan dolayı da büyük kitlelere yayılması uzun  yıllar boyunca da pek mümkün gözükmüyor.

zaten tangonun türkiye’ye gelişinde batılılaşmanın etkisini görüyoruz.tangoyla ilgili ünlü kişiler o dönemde varmış ama şimdi ünlü bir tango bestecimiz ya da şarkıcımız yok değil mi?

evet pek yok. hatta o kadar ilginç ki 1960’larda 70’lerde çok ciddi tango orkestraları var. necdet korutürk orkestrası,fehmi ege orkestrası ibrahim özgür’ün birlikte çalıştığı orkestra ve daha bir çok orkestra var. trt’nin radyolarının tango orkestraları var ama şu anda türkiye’ de gerçek anlamda tango müziği yapan bir tane faal orkestra var. o da necdet koyutürk’ün  oğullarından özdener koyutürk’ün şefliğini yaptığı okotango quartet diğeri de ankara’ da tango+  ama onlar düzenli performanslar yapmıyorlar. yılda birkaç kez konser performansları oluyor ve asıl işleri orkestranın bu olmuyor. çünkü artık ekonomik düzenin dengeleri de sosyal düzenin dengeleri de bir tango orkestrasının tek başına yaşamasına izin vermiyor.geçmiş dönemde bu orkestralar varken  müzik algısı teknolojinin kullanış biçimi vs.den dolayı yaşamaya  bir şekilde imkân bulmuşlar ama bugün pek olası değil. bir tango grubu gösteri grubu da oluşturamıyorsunuz çünkü çok büyük prodüksiyonlar. dünyada bir iki tane bunu başarabilen. çünkü diğer türlü böyle bir ekibi kurmak, yaşatmak maddi ve manevi açıdan çok pratik bir işlem değil. dolayısıyla okotango da öle keza özdener bey’inde asıl geçim kaynağı müzik değil maalesef bu kadar önemli bir müzisyenin de asıl geçim kaynağının bu olmaması üzücü. o da tangoya olan sevgisinden dolayı bu orkestrayı ayakta tutmak için elinden geleni yapıyor ki arjantinli çok ünlü bir bandoneonist gustavo battistessa  bu orkestra da yer alıyor. özener bey’in büyük özverileriyle. özdener bey’in özverileri olmasa bu orkestra da arjantinli  bandoneonisti bulundurmak mümkün değil çünkü türkiye de maalesef bandoneon sanatçısı yok .

 

tangojean milonga tangojean

fotoğraf : irfan yüksel


peki biraz da öğrenci profilinizden bahsedebilir miyiz?

aslında hani şurada çok fazla ağırlık var şu yaş grubundan ve şu sosyoekonomik durumdaki insanlar daha fazla yer alıyor demek pek mümkün değil. en azından bizim için çok mümkün değil. çünkü tangojean çıkış itibariyle de bu yelpazeyi çok geniş tutan hem sosyoekonomik anlamda hem yaş yelpazesi çok geniş tutan bunu hedefleyen bir kurum tıpkı jean gibi. jean nedir, herkesin giyebileceği bir kıyafettir; fakir, zengin , işçi, patron giyer. şık bir davete bile giyebilirsiniz.piknikte de giyersiniz. kadını, erkeği ayırmaz; çocuğu, yetişkini ayırmaz dolayısıyla tangoyu biz böyle görüyoruz. böyle gördüğümüz içinde tangoya bakışımızın dışa yansıması bize buna uygun bir şekilde geniş bir yelpazen katılımcıyı buraya getiriyor.ama işte üniversite ve lise öğrencilerinden oluşan sınıflarımız var. o sınıfların çalışmalarını çok etkin bir şekilde yürütüyoruz ve çok büyük bir keyifle izliyorum bu çalışmayı. çünkü genelde üniversite gençliği için yakıştırılan eğlence alanlarının dışına taşan bir şey. daha ağır gözüküyor ama şu an tango tanıtımının eksikliğinden tango aslında ağır da değil, isterseniz ağırda her yeri kapsayabiliyor içine dolayısıyla böyle bir kitlemiz var. onun dışında doğal olarak çalışan, mesai saatleri dışında kendilerini rahatlatmak, keyif alacakları işler yapmak isteyen kişilerin seçtiği hobi kurslarından bir tanesidir tango kursları ama bir süre sonra artık hobi olmasının ötesinde yaşantısının büyük bir parçası hâline de gelebiliyor. dolayısıyla çalışmakta olan maaşlı bir kesim kaçınılmaz olarak önemli bir yer ediniyor müşteri profilimiz içerisinde. ama tangoya bir kere ilgi duymuş birçok insan “ah yapsam ne iyi olur!”  der ama pek hamlesini yapmaz. orada o hamleyi yapacak cesareti göstermiş farklı yaş gruplarından birilerini görmek burada mümkün.

biraz önce gözü korkmak diye bir tabir kullandınız. tango bu kadar zor bir dans mı?

eğer bana bu soruyu bundan 12 yıl önce sorsaydınız yanıtı şu olurdu : tango çok zor ve ben bunu beceremem. nitekim ilk gittiğim kursta da geçirdiğim 3 ayın sonunda bunu beceremedim ve tangoyu bıraktım, çünkü tango zor. neden zor; eğer bu çalışmayı öğreten, organize eden eğitmen tangonun gerçek kimliği konusunda çok bilgili değilse ve eğitmen olarak çok nitelikli değilse tango herkes için zorlaşıyor.benim eğitmenim sayılar sayarak, figürler ezberleyerek dans edilmeyeceğini kavrayamamış biriydi maalesef. böyle olduğu için de işte bir gün sayısalda kapasitem 100’e kadardı aklımda tutabildiğim ezberlenmiş adım 101’den sonra tıkanıyordum. bunu türkçeye benzetelim: kaç cümle ezberleyebilirsiniz?  birisi iyidir bu konuda 3 bin tane şiiri  ya da şarkı sözünü, metni ezberler ama 5 milyon tanesini ezberleyemez bununla beraber 5 milyon tane şiir yazabilmekle ilgili türkçe becerisine sahipseniz kendiniz bu cümleleri kurgulayabilirsiniz ya da o kadar çok cümleyi kurabilirsiniz ki zaten biz günlük hayatta bunu yasıyoruz. tangoyu böyle değerlendirmek ve görmek lazım çünkü tango tam da böyle bir dans.biz nasıl bir dili kullanarak iletişim kurabiliyorsak tango da kendi tango dilini kullanarak ki bedeni zaman zaman 3 ya da 4 bedenin birbiriyle iletişim kurmasını ama tango diliyle kurmasını öngören bir danstır.dolayısıyla içinde ezberlenmesi gereken tek bir figür olmadığı gibi iki tane adımı arka arkaya ezberlemenizi de gerektirmiyor. sizin yapmanız gereken her zaman bir tane doğru hamledir ondan sonra her şey biter yeni bir hamle baslar önemli olan da o hamleleri çiftlerin birbiriyle konuşmaksızın beden diliyle tangonun mantığı çerçevesinde birbirlerine aktarıyor olmaları, anlayabiliyor olmaları yani iletişimin bütün ögelerini içlerinde barındırıyor olmaları.böyle bakarsanız şimdi bir eğitmen gözüyle ve artı türkiye için 10 yılık kıdemli diyebileceğim tango dansçısı gözüyle söylemek gerekirse kimsenin hayal edemeyeceği kadar kolay öğrenebilen ve yapılan bir dans. legolar gibidir tango ikili, üçlü, beşli parçaları vardır ve hepsi standarttır. tangonun da hareketleri bu kadar basittir; yürümektir, öne adımdır, geriye adımdır, yana adımdır. söz konusu olan şey iki kişinin adımlarını birbiriyle ilişkilendirmesidir. legoda da böyledir. birbirine nasıl takacağının mantığını bilirseniz inanılmaz güzel binalar, araçlar, objeler yaratabilirsiniz. tangoda da aynı şekilde o temel mantığı bildiğimiz zaman çok kolay öğrenilebilir. özellikle birkaç dersten sonra artık inanılmaz farklı hareketler üretebilmeyi öğreniyor insanlar ve böyle görürseniz ve böyle öğretirseniz ve böyle öğrenirseniz inanılmaz kolay. geriye kalan şey bu teknik bilginin üzerine sizin kendi  duygunuzu ve bir aşama sonrası estetik tavrınızı buna yerleştirmektir.

ortaya çıkan da sizin dansınız olur kimseninkine benzemez.

fiziksel etkenler çok da ön planda değil yani.

hiç ön planda değil çünkü bugüne kadar gözleri görmeyen öğrencilerim oldu. bir bacağı diğerinden 2-3 cm. kısa öğrencim oldu. kilo bakımından sınırların üzerinde diyebileceğimiz öğrencilerim oldu yani kısaca  farklı fiziksel özelliklerde insanlar oldu. hepsi çok keyifle tango yaptılar çünkü bu onların tangosuydu. sonuçta herkes türkçe konuşabiliyorsa herkes tango yapabilir cümlesini kuruyorum. yalnız tek şart iki tane sol bacağınız olmayacak. iki tane sol bacağınız olsa bile ona da bir çözüm bulabiliriz diye düşünüyorum.

peki tango müziklerine dönersek her müzikte tango dansı yapılabilir mi?

tabii ki. bununla ilgili en önemli tango performanslarımdan birisi erkan oğur’un “pencereden kar geliyor” adlı türküsüyle yaptığım danstı. olağanüstüydü. ön hazırlığı olmayan bir danstı. performansım bittiğinde zangır zangır titriyordum. o türkü benim için çok etkileyiciydi tango dansıyla da çok güzel eşleşti çok büyületici bir dans oldu. her müzik her dansla yapılabilir aslında teknik olarak. çünkü dans dediğimiz şey bütün danslar için müzikteki bir takım ögeleri ritmin ya da ezginin, bedenin birtakım hareketleriyle, belli bir mantık çerçevesinde eşleşmesi demektir. mesela eşit vuruşlu bir müzik düşünün. siz her bir vuruşa, ritim dokusuna bir adımı koyarsanız bu danstır. yürümekten tek farkı müzikle eşleşmesidir. dolayısıyla aslında bir salsayı bir başka müzikle, tangoyu bir başka müzikle yapmakla bu anlamda teknik olarak bir eksik yok ama bu konuda yıllar içersinde tangoyu tanıdıktan sonra ben biraz tutucu düşünmeye başladım. bunun sebebi de şu geçtiğimiz günlerde “cafe de los maestros” diye çok özel bir film seyrettim. bu film yasayan tango müzisyenlerinin hayatları çerçevesinde onların hayatlarından anekdotlar seklinde yarı belgesel çekilmiş bir filmdi. bir dansı ortaya çıkartan şey sadece onun hareketleri ya da üç kişinin icat ettiği figürler değil müziğinden başlayarak coğrafyanın yaşam alışkanlıklar, kültürü, acıları, sevinçleri, her şeyi yani bütün dokularıyla bütün olması hâli. yani ortaya o dokunun tamamını çıkartıyor. dolayısıyla tango dansını böle yaptığınız zaman aldığınız haz çok başkalaşıyor ve ben bu konuda artık biraz tutucu davranıyorum ama bu şu demek değil, farklı beğeniler var mesela günümüzde elektronik tango diye yeni bir akım türedi ki yeni tangodan çok farklıdır.elektronik tango müziği, tango alt yapısı üzerine elektronik ögelerle bezenmiş yeni müzikler.özellikle gençler çok seviyor aslında çok ilginç farklı yaş gruplarına göre çok sevenleri de var. biz mesela kulübümüzün bir gecesine elektronik ve nuevo yeni tango müziklerinden oluşan bir gece organize ettik çarşamba akşamlarını. çok ciddi bir hayran kitlesi var ve bu müzikle bu dansı çok güzel eşleştiriyorlar. çok güzel örnekler çıkıyor zaman zaman ben de dans etmeyi çok istiyorum ve seviyorum. dolayısıyla aslında bizim özde aradığımız şey mutluluksa, keyifse, huzursa, istediğimiz şeyleri yapabilmekse

bunda bir sorun yok zaten ve bunu ben destekliyorum  ama hani hangi şarkıyla dans etmek isterseniz dediklerinde bir di sarli ile dans etmekten biagi’le dans etmekten bir d'arienzo ile tango dansı yapmaktan aldığım zevki başka hiçbir şeyden alamıyorum çok açık söylemek gerekirse. özellikle bu elektronik tango müziğinin çıkışının bir önceki evresi de yeni tango müziğinin varlığıdır. onun da astor piazzolla ‘dır yaratıcısı. daha senfonik bir yapıya sahip cazdan da esinlenmiş, klasik tangonun alt yapısını taşıyan ama ortaya çıkan fotoğraf bakımından da oldukça farklı bir müziktir yeni tango. bunun üzerine tangodaki o klasik dönemin tamamıyla bitmiş olması ki altın cağı 1950’lerden sonra bitti ama nuevodan sonra artık tangoyla ilgili çok ciddi yeni üretimler yapılmaya başlandı. bu tip arayışların olması her alanda olduğu gibi tangonun üzerinde de hatta uzun vadede çok iyi üretimler çıkartacaktır.

peki biraz da  sizin gelecek projelerinizden bahsedebilir miyiz?

hayallerin ucu bucağı yok. bu kulübü kurmam, okulu kurmam ile ilgili değerler böyle hayallerden başladı. önce hayal kurarsınız sonra olup olmayacağını şöyle bir tartarsınız, küçük bir ışık gördüğünüzde o ışığın peşinden gidersiniz; çok çalışırsınız, çabalarsınız. özellikle ülkemiz kolay bir ülke değil. çok acılar çekersiniz maddi manevi ama bir yere getirirsiniz çok istiyorsanız. doğal olarak tangojean projesinin mühim bir kısmı hayata geçti ama bitmedi çünkü ben tangojean’in bulunduğu sokakta ve yan sokağında 8 -10 tane daha tango kulüp olmasını hayal ediyorum.bu sayılarda ve belli bölgelerde yoğunlaşılmış tango kulüpleri açıldığı zaman biz bileceğiz ki artık bu ülkede gerçekten tango tango gibi yapılıyor .onun dışında kültürüyle diğer değişkenleriyle beraber yapılmasında daha anlamlı olacağına inanıyorum. tangoyla ilgili de öyle .tango “”hadi toplanalım gidelim, beş yıldızlı bir otelin terasında haftada bir gün dans edelim.” değil. tango daha yasamın içine girmiş bir şeydir. arjantin'deki uygulaması da bu şekilde değildir. arjantin'de canınız tango yapmak isteği zaman seçtiğiniz herhangi bir mekâna gidersiniz ve sadece tango yaparsınız ama türkiye’de ve daha bir çok ülkede tamamıyla bu yapı oluşmadı. işte onun sebeplerini de başta ifade ettim çünkü sayılar yeterli değil, dengeleri tam olarak yerine oturmuş değil ama umuyorum ki yerine oturacak bunun içinde bizde çok çalışacağız. kendimle ilgili, tangojean’le ilgili hayalimde neler var? uluslararası nitelikte bir eğitim verme konusunda çok ciddi çalışmalar yürütüyoruz. sürekli gelişen çok özel bir eğitim programımız var. bunu hayata geçirdiğim kocaman bir tango okulu, aynı anda beş salonunda birden ders verildiği aynı gün aynı saatte oraya birkaç bin insanın gelip tango öğrenmek istediği, yurtdışından misafirlerin geldiği bir yeri üretmek ve birçok insana tangoyu bu anlamda yaymayı istiyorum. kulüp olarak da tangojean’in dışındaki bütün yerlerin hiçbiri tango için tasarlanmış yerler değil tango jean bu anlamda özel ama tabii gönlümüzden geçen şey 130 metrekarelik bir alanda değil de 400-500 metrekarelik bir alanda 5 metre tavanı olan devasal, şık, özel bir mekânda  tangonun o müziğinin işte güzel bir mekânda yankılanarak yapıldığı bir yer açmayı hayal etmiyor muyum, ediyorum ama burayı herhâlde hayatım boyunca korurum. özellikle fiziksel bir sıkıntı çıkmadığı sürece çünkü buranın bütün duvarlarına tango çok fena işledi.

irfan bey bize vakit ayırdığınız için çok teşekkü ederiz.

mülakat: serra giriş

Çarşamba, 05 Mayıs 2010 00:06 tarihinde güncellendi